Evrenin Bugüne Kadar Üretilmiş En Gerçekçi Simülasyonu!


bu gördüğünüz on mega partisi, yani üç yüz milyon kere trilyon kilometrelik bir mesafede evrenin oluşumunu gösteren bir simülasyon. Bugüne kadar yapılmış en detaylı, en gerçekçi evren simülasyonları ndan birisi.

videoda gördüğünüz mavi mor bölgeler, düşük manyetik enerjiyle alanlar, bu alanlar Kozluk adı verilen şeritlerin üzerine serpiştirilmiş halde bulunuyor. Bunların üzerine dağılmış olan turuncu renkteki yapılar Galaxy Havaleleri beyaz renkteki taneciklerinin her biri galaksiler ve galaksi kümeleri.

Bunların renkleri yüksek manyetik enerjiye karşılık geliyor. Burada, bu A içerisinde yepyeni Galaxy sistemlerinin doğuşunu ve evrimini görüyoruz. Bunların her biri içerisinde yüz milyarlarca yıldız onların her biri etrafında çok sayıda gezegen bulunuyor. Dünya bunlardan sadece birisi.

süper bilgisayar terimini duymuşsunuzdur. Bir süper bilgisayar, evinizde kullandığınız bilgisayarların aksine aşırı yüksek performans sağlayacak biçimde özelleşmiş bir cihaz. Bu bilgisayarlar özellikle de kozmolojik, yani evren bilim, evrim mühendisliği yani evrim yasasının mühendisliğe uyarlanması veya söyle deneylerinden tanıdığımız parçacık fiziği gibi aşırı masraflı hesaplamaları gerektiren sağlar için olmazsa olmaz.

Ayrıca kuantum mekaniği, hava durumu tahminleri, iklim, bilim, petrol araştırmaları ve moleküler modelleme gibi sahalarda da yaygın olarak kullanılıyorlar ilk olarak bir bin dokuz yüz altmış yılında geliştirilen süperbilgisayarlar, günümüzde insan beyninin işlem gücüne bile meydan okuyabilecek bir noktaya geldi insan beynini statik bir bilgisayara benzetmek çok kolay değil çünkü bağlantıları sürekli değişen, çok organik bir makine beynimiz.

Bugüne kadar beynin işlem gücüne yönelik yapılan tahminler aşırı geniş bir aralığa dağılmış halde. Fakat en güncel tahminler insan beyninin yüz teraflop, yani kabaca saniyede yüz trilyon hesaplama hızına sahip olduğunu gösteriyor. Öte yandan ayrı yemin samit süperbilgisayarı. iki yüz bin teraflop hesaplama hızına erişebiliyor.

Beynimizden iki bin kat hızlı işlem yapabilen bir makine hayal edin. Bu gerçekten muazzam. Ancak bir yandan da sadece işlem hızının bilinç ve zeka gibi üst düzey bilişsel fonksiyonlar için yeterli olmadığını ispatlıyor. Beynin nasıl çalıştığını tam olarak anlamak için beynin evriminin bütün detaylarını aydınlatmamız gerekiyor.

ve o yönde azimle ilerliyoruz. Işte bu mühendislik harikası makinalarla bundan birkaç on yıl önce dahi, hayal edilemeyecek kadar gerçekçi ve detaylı evren simülasyonları üretebiliyoruz. Simülasyon teorisi Videomuza izlediyseniz Orada bizden çok daha fazla gelişmiş medeniyetlerin bizden çok daha gerçekçi simülasyonlar yaratıp kendi geçmişlerini modellemek isteyebilecekleri nden söz etmiştim.

Bu çok makul bir beklenti. Çünkü bu videonun başında gördüğümüz ve birazdan da daha fazlasını göreceğimiz gibi biz insanlar da kendimizin ve evrenimizin geçmişini modellemeye çok düşkünüz. Gözlerimizi açtığımız bu devasa evlenen nasıl ve neden geldiğimizi ancak bu şekilde çözebiliriz. ve eğer gerçek olandan ayırt edilemeyecek kadar gerçekçi simülasyonlar yaratmak, mümkünse ve aynı zamanda bilinç ve zeka gibi fonksiyonları baştan sona simüle etmek de mümkünse bu simüle edilmiş bilinçli varlıklarda bir noktada kendi geçmişlerine yönelik aşırı gerçekçi simülasyonlar üretecekler dir.

ve bu böyle sonsuza kadar devam edebilecektir. Dolayısıyla bizlerin bu şekilde sivile edilmiş varlıklar olma ihtimalimiz en tepedeki ve ilk orjinal simülasyonu çalıştıran ve kendisi simüle edilmemiş olan o ilk medeniyet olma ihtimalimiz den. aşırı yüksektir. Bu da bizim gerçekliğimizin simi ne edilmiş olabileceği fikrini doğuruyor.

Tabii bu teorinin bundan çok daha fazla detayı ve püf noktası var. Merak edenler o videomuzu izleyebilirler. Peki bizim simülasyonları mız gerçekçilik konusunda ne noktada? Sanal gerçeklik teknolojisini bir kenara bırakacağım. Çünkü orada çok ufak bir cihaz içine sığınması gereken bir işlemciyle aşırı gerçekçi sonuçlar elde etme çabası güdülüyor ve henüz o alanda gideceğimiz çok yol var.

Süperbilgisayarlar ise ilk bilgisayarlardan da aşina olduğumuz şekilde devasa odaları ve hatta hangarları dolduracak büyüklükte olabiliyor. Öyle ki çalışmaları sırasında yaydıkları ısının kontrol altında tutulabilmesi ve bakımları için tek bir süper bilgisayara yılda on milyonlarca dolar harcanması gerekebiliyor.

Bu devasa boyutları sayesinde bir sanal gerçeklik gözlüğünün erişebileceğini den kat kat karmaşık simülasyonları çok daha gerçekçi bir şekilde üretmek mümkün olabiliyor. Tabii ki bu simülasyonların gerçekliğine yönelik algınız onu nasıl izlediğinizde de alakalı. Eğer bu videoları dört ki veya yeni yeni çıkan sekiz ki gibi çözünürlüklerde izlemeniz mümkünse daha gerçekçi bir deneyim elde etmeniz mümkün illa strestir öğrenci isimli bir grubu oluşturan bilim insanları, iki bin on dört yılında Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri ndeki süper bilgisayarları kullanarak evrenin var oluşundan üç yüz bin yıl sonrasından başlayarak günümüze kadar gelen on üç nokta, sekiz milyar yıllık kozmik evrimi ilk defa bu kadar detaylı ve kapsamlı olarak simüle ettiler.

Çalışma aradan geçen altı yıldan beri devam ediyor ve yepyeni keşiflerin önünü açıyor. Bilgisayarların yaptığı hesaplar içerisinde evrenin genişlemesi, maddenin kendi üzerine uyguladığı kütle çekim kuvveti kozmik gazın hareketi ve yıldızlarla karadeliklerin oluşumlarının dinamikleri de dahil edildi.

Tüm bunlar Uyuşuk da sekiz milyar yıllık bir zaman dilimini kapsayacak şekilde hesaplandı. Bunun ne kadar karmaşık ve zorlu bir işlem olduğunu hayal edebilirsiniz. Örneğin, ekranda şimdi gördüğünü simülasyon on mega parsellik bir bölgede evrenin farklı özelliklerinin simüle edilmesiyle üretildi. Sol üst taraftan başlayarak gördükleriniz sırasıyla gaz madde yoğunluğu.

karanlık madde yoğunluğu, yıldız kütlesi ve manyetik alan gücünü gösteriyor. Alt taraftaki simülasyonlar ise soldan sağa sırasıyla gaz sıcaklığını, gaz metalik iliğini gazların hız alanını ve oksijen sütün yoğunluğu olarak da bilinen oksijen elementinin mesela beşinci kolonizasyon durumunu gösteriyor.

Bunların her biri simülasyonun üretiminde bir arada evrimleşiyor ve birbirini etkileyebiliyor. Böylece evrenin gerçekte var oluş ve değişim biçimlerini takip etmemiz, gerçekle kıyaslama mız ve Simülasyonları mızı geliştirerek süreçleri daha da iyi anlamamız mümkün oluyor. Az önce sözünü ettiğim oksijen iyonlarının yoğunluğu çok önemli.

Çünkü oksijen, hidrojen ve helyum dan sonra evrende en çok bulunan element. Bu nedenle Tekin yıldızlardan. Devasa galaksi kümelerinin oluşumuna kadar birçok astronomik olayı takip eden kozmolojik ve astrofizikçiler için en temel takip araçlarından birisi de oksijen iyonlarının. Evrende bulunma sıklığı, oksijenin daha düşük yoğunlaşma seviyelerinde olması halinde saçtığı ışık dalga boyları ile daha yüksek yoğunlaşma seviyelerinde olması halinde saçtığı dalga boyları birbirinden farklı.

Bu nedenle Galaktik ve Inter galaktik bölgeden gelen ışığın oksijen milyonları ile ilişkili dalga boylarına bakarak Galaxy Evriminin basamaklarını yakından takip etmek mümkün oluyor. Bu simülasyonlar dan herhangi birini eğer kendi bilgisayarınızda yapmaya kalkacak olsaydınız, bilgisayarınızın yaklaşık iki bir yıl boyunca durmaksızın hesaplama yapması gerekirdi.

Süper bilgisayarlarıyla bu süreyi sadece birkaç haftaya veya kimi durumda birkaç aya indirmek mümkün. Ekip elli yüzde üç yüz mega PARC ek yani sırasıyla bir buçuk, üç ve dokuz milyon kere KJA trilyon kilometrelik mesafeleri kapsayacak düzeyde evreni simüle edebiliyorlar. Bu sayede galaksilerin nasıl oluştuğu ndan tutun da, yeni kozmolojik yasaların keşfine madde ile karanlık madde etkileşiminden tutunda elementlerin oluşum dinamiklerine kadar birçok sırrı aydınlatmak mümkün olabiliyor.

Bu simülasyonlar sayesinde daha şimdiden bir yüz den fazla akademik makale yayınlandı ve yep yeni keşiflere imza atıldı. Örneğin bu gördüğünüz evinin en erken dönemlerinde oluşan eliptik galaksilerden birini gösteriyor. simülasyonlar daki Zeev sayısı kızıla kayma miktarını gösteriyor. Biliyorsunuz evren durmadan genişliyor ve bu nedenle uzak galaksilerden ve yıldızlardan gelen ışık bize ulaşana kadar adeta stüdyo.

Bu nedenle dalga boyları uzuyor ve bu da onlara daha kırmızı bir renk veriyor. Işığın kırmızıya kayma miktarı aynı zamanda aradan geçen zamanı da ölçmek için harika bir araç sunuyor. Bu nedenle simülasyonlar daki ze değeri küçüldükçe geçmişten günümüze doğru gelmiş oluyoruz. Bu simülasyonda oluşan galaksinin çok sayıda birleşme olayından geçtiğine, bu sırada yıldızların birbirine kaynadığını ve çok sayıda saçılım ın yaşandığına dikkat edin.

Bunlar yepyeni yıldızların ve nihayetinde belki de üzerinde yaşam barındıran gezegenlerin oluşumunu mümkün kılacak malzemenin. uzaya saçılmasını sağlıyor. Bu gördüğünüz ise bu simülasyonlarda üretilmiş en büyük galaksi Süper kümesi. Büyük Patlamadan beş yüz milyon yıl sonra oluştuğu ve simülasyonda günümüze kadar olan on üç küsür milyar yıllık evrimini görüyorsunuz.

kızıla kayma sıfıra ulaştığında, yani günümüze geldiğimizde Galaxy süper kümesinin toplam kütlesi, güneşimizin kütlesinin bir quinn trilyon, yani bir milyar kere milyar katına ulaşıyor. Bu, evrendeki en büyük kütleli cisimlerden birisi. Simülasyonda gördüğünüz renkler ise gaz yoğunluğunu gösteriyor siyah olan yerler.

düşük yoğunluklu kozmik boşluklar. Bembeyaz olan yerler ise galaksi kümelerinin maddeyle kaynayan çekirdekleri. Bu modellerde gördüğünüz noktalar kimi zaman bir galaksiye, kimi zamansa bir yıldıza denk geliyor. O galaksilerin her birini içinde yüz milyarlarca yıldız bulunuyor. O yıldızların her birinin etrafında potansiyel olarak yaşam barındıran gezegenler var.

bu araştırmaların önemi de tam olarak bu işte. Bunları birbirine bağlayan yasa ve unsurları tespit edebilirsek, evrenin nerden geldiği ne ve eğer bir nedeni varsa neden burada bulunduğuna dair derin sorularımıza belki bazı yanıtlar bulabiliriz. Örneğin bu orta büyüklükte bir galaksinin doğumu, kısmen Samanyolu galaksimiz gibi bu galaksiye benziyor.

Galaksinin daha geniş ölçekli dinamiklerini sol alt panoda görebilirsiniz. Sağ altta ise merkezi gaz birikimine ve yıldız yapılarına dair daha yakınlaşmış bir görüntü var. Ana panelde gördüğünüz ise gaz yoğunluğunu gösteriyor. Kızıla kayma. Yani size değeri bir buçuk olduğunda simülasyon durduruluyor ve sistem etrafında dönüyoruz.

Bu sırada galaksinin sırasıyla gaz Mete Laikliğini gaz hız alanını ve hidrojen Alpha parlaklığını görebiliyoruz. sonrasında ise evrimine devam ediyoruz. Örneğin bu galaksi evriminde ze değeri dört civarındayken elimizdeki Galaxy küçük bir cüce sayılabilecek bir galaksi. Ancak sonrasında bu galaksinin son derece stabil bir diske sahip.

Her yıl bolca yıldız doğumunun yaşandığı bir galaksiye evrimini bu kadar detaylı bir şekilde görebiliyoruz. Bu adeta çığır açıcı. Bundan elli veya bir yüz yıl sonra puan ton bilgisayarların da sürece dahil olmasıyla yapabileceğimiz işlem ve simülasyonların boyutunu bir düşünsenize, işte böyle umuyorum.